5 Haziran günü Dünya Çevre Günü; 1972 yılında İsveç'in Stokholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda alınan kararla farkındalık yaratmaya başladı. Aslında Dünya çevre günü doğayı yaşamı baltalamaya çalışan insanoğluna bir ihtar yaşamın ve doğanın gerekliliği açısından bir farkındalık. İçinde bulunduğumuz doğa tüm canlılara ev sahipliği yapmakta. Evine kötü davranan, hoyratça kullanan zarar veren tek canlı ise insan. Verimlilik adına, üretim adına, kendi menfaatlerimiz adına bize ev sahipliği yapan doğaya Dünyaya zarar verdik vermeye de devam ediyoruz. Denizlerden çıkarılan atıklara baktıkça kendi adıma
hem üzülüyor hem de utanıyorum. İnsan denizlere neden kullanmadığı eşyalarını atar. Size soruyorum neden? Sadece denizlere mi.. Doğaya yapılan geziler, ayrılan piknik alanlarında gördüğümüz manzaralar neden? Çok mu zor yanımızda götürdüğümüz poşetlere çöplerimizi toplayıp atmak. Doğanın asıl evimiz olduğu bilincine varmak ve olması gerektiği gibi davranmak. Yaşam alanımız dışındaki her yer ne olursa olsun hatta yansın yıkılsın bakış açışı değişmeli. Doğa bunun sinyallerini veriyor ama biz insan oğlu kör sağır ve duyarsız bir şekilde devam ediyoruz. Bu dünya bu topraklar , çiçekler , ağaçlar, denizler, hava, su bizim. Bizim derken tüm
canlıların. Bekçiliği de hepimizin yapması gerekir. Bunun olumsuz dönüşü hepimizi etkileyecektir.
Doğanın ekolojik dengesi bozulunca zincirleme denge bozuluyor.. Hava, su, toprak – insan, hayvan, bitki… Kısacası YAŞAM.. Dünya Çevre Günümüz kutlu olsun. Umarım yaşadığımız Corona virüs günleri bizi biraz daha duyarlı yapmış ya da yapacaktır. Her şey önce bireysel çaba ile başlar. Doğayı her şeyden önce kendimizden koruyarak başlayalım. Daha temiz ve yaşanabilir Dünya için el ele verelim. Her ortamı kirletmeden yaşayalım…
Sevgiyle kalın hoşçakalın..